YOL AŞKI

x
  • BULKAZ DAĞI EFSANESİ

    Bulkaz Dağı’nda su kaynakları kıt olduğu için, mevcut kaynaklar, bu yaylada yaşayan insanların ihtiyacına cevap vermiyormuş. Yörükler gerek içme suyunda gerekse hayvanlarını sulayacak suyu bulmakta büyük zorluklar yaşıyormuş. Suya ulaşabilmek için, her gün dağ tepe aşmaları gerekiyormuş.

    Günlerden bir gün, yaylada hayvanlarını otlatan küçük bir Yörük kızı, hayvanlarını sulamak için en yakındaki bir pınara götürmek istemiş. Ama korulukta bir türlü pınarı bulamamış. Pınarı ararken obasını da kaybetmiş. Devasa ardıç ağaçlarının koruluğunda nereye gittiğini bilmeden akşama kadar dolanıp durmuş. Akşam olup, hava karardığında, kurtlar, çakallar ulumaya başlamış. Ama çoban kız ne pınarı bulabilmiş ne de obasına geri dönebilmiş. Korkudan ağlamaya başlamış. Çaresiz, ulu bir ardıç ağacının kovuğuna sığınmış.

    Akşamın olmasına rağmen, çoban kızın obasına dönmemiş olması, obayı telaşlandırmış. Ehliyal (oba halkı) gecenin karanlığında küçük kızı ve sürüsünü aramaya çıkmış. Bütün gece aramış durmuşlar. Tan yerinin ağarması ve akabinde güneşin ışımasıyla birlikte, çoban kızı bulmak çok da zor olmamış. Ailesi, kızlarını sağ salim bulmuş olmanın mutluluğunu ona sarılarak giderirken babası sormuş:
    -Ne oldu kızım, neden eve gelmedin? Sana bir zarar geldi mi, geceyi nasıl geçirdin, yalnız kalmış olmaktan korktun mu?
    -Yok baba korkmadım. Zaten yalnız da değildim. Hayvanları sulamak için pınara götürmek istediğimde, yolumu kaybedip, pınarı bulamadım. Pınarı bulamadığım gibi geldiğim yolu da kaybettim. Derken akşam oldu. Başlangıçta korkuyordum bu yüzden bir ardıç ağacının kovuğuna sığındım. Korkudan bir an önce uyumak istiyor, ama bir türlü uyuyamıyordum. Neden sonra, uyumuşum. Rüyamda aksakallı, nur yüzlü yaşlı bir adam gelip beni kollarının arasına aldı. (Yalnız değildim derken, demek ki rüyasında gördüğü bu aksakallı adamı kastediyordu.) “Korkma kızım, dedi. Benden sana zarar gelmez. Seni ve bu yaylada yaşayanları bu susuzluk sıkıntısından kurtaracağım. Obanızın bulunduğu yere yakın bir noktada, sizin ihtiyacınızı karşılayacak miktarda bir su kaynağı var. Yerin altındaki bu kaynağı “bulun ve kazın” Göreceksiniz, oradan çıkacak olan su size yetecektir”

    Oba halkı, bu küçük kızın söylediklerine itibar edip, “neden olmasın, kim bilir, belki de küçük kız doğru söylüyordur, aramaktan ne kaybederiz?” demişler. O günden sonra obanın etrafında, olduğuna inandıkları su kaynağını aramaya koyulmuşlar. Bir gün, konakladıkları alanın yakınında bir yerde, diğer alanlara göre daha yeşil bir alan tespit etmişler. Yaz aylarında yayladaki otların kurumuş olmasına rağmen, o küçük koyakta otlar yaz boyunca yeşil kalmayı sürdürüyormuş. Bunun bir anlamı olmalı diyerek bu alanı kazmaya karar vermişler. Bir kuyu derinliğine indiklerinde, suya ulaşmışlar ve küçük kızın söylediklerinin doğru olduğu ortaya çıkmış.

    Her yıl bu yaylayı kullanan Yörükler, bundan sonra da boş durmamışlar. Yaylanın muhtelif yerlerinde yeni kuyular kazarak, kendilerine lazım olan su kaynaklarının sayısını artırmışlar. Bundan sonra da bu dağın adı “Bul-kaz Dağı” olarak anılmış.

    Ahmet SARI
    E-Posta: ahmetsari@bulkaz.net
    0
    0
    0
    0
    0
    0
    İleti onay bekliyor
    Akış ögesi yayınlandı. Bu öge artık akışınızda görüntülenecektir.
Araç ipucu içeriği yüklenemedi.
Cron Job Başlıyor