lara escort escort bodrum

YOL AŞKI

x

Backpacking

YOL AŞKI - Dağ ve doğa rotalarının (tırmanış, yürüyüş, dağ bisikleti vb.) paylaşıldığı ve keşfedildiği bir yerdir.
  • AĞRI DAĞI [5.137 m]

    AĞRI DAĞI

            Tarih yeni bir çizik attığında dünya şafağına, gözler yeniden güneşin büyülü pırıltısına bakar… Diller, bir efsaneyi fısıldar... Güneşin doğduğu doruktan, güneşi kaybetmeyen doruğa…

            Ve yaşam bir kez daha Ağrı Dağı'nda başlar…

            Ağrı Dağı, Anadolu Yarımadası ve Avrupa'nın en yüksek doruğudur. 4.000 metreye kadar bazalt, daha sonraki yükseklikte Andezit Lavlarından oluşan volkanik bir dağ özelliği gösterir. Dağın doruğunda bir örtü buzulu vardır. Doğu yüzeyinde Serdarbulak Yaylası ve 3.896 m yükseklikteki Küçük Ağrı Dağı yer alır. Ağrı Dağı yüksekliği, buzulları, insanları, değişik yapısal görünümleri, kar sınırına kadar kaplı otlukları, çeşitli ve rengarenk olan çiçekli çayırları ve dağ çayırları ile ilginç ve çekici bir görünüme sahiptir.

            Ağrı Dağı, bir doğa harikası olarak, jeolojik konumunun yanı sıra, kutsal kitaplarda yer alan Tufan'dan sonra Nuh'un Gemisi'ne ev sahipliği yaptığı inanışı dolayısıyla efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır.

            Kutsal kitaplarda da adı geçen bu dağ, birçok dilde farklı adlarda anılmaktadır. Bunların başlıcaları, Ararat, Kuh-i Nuh, Cebel el Haris'tir.

            Marco Polo'nun yazılarında, "Hiçbir zaman çıkılamayacak dağ" diye söz ettiği bu görkemli dağa ilk çıkış, kayıtlara göre 9 Ekim 1829 yılında Prof. Frederik Von Parat tarafından gerçekleştirildi. Türk dağcıların dağa ilk kış çıkışı ise çok daha geç tarihte, 21 Şubat 1970'de Türkiye Dağcılık Federasyonu’nun eski başkanlarından Dr. Bozkurt ERGÖR tarafından gerçekleştirildi. Bilindiği kadarıyla kalabalık bir ekip halinde denenen çıkışta yalnızca Dr. Bozkurt ERGÖR doruğa ulaşmayı başardı. İzleyen yıllarda özellikle de 1980'li yılların ikinci yarısında başarılı kış çıkışları gerçekleştirildi. Kış koşulları çok fazla dağcının doruğa ulaşmasına izin vermese de 1980'li yılların yaz aylarında binlerle ifade edilebilecek sayıda yabancı dağcı bu dağı ziyaret etti.

            Gerek yerli gerekse yabancı tüm dağcılar arasında Ağrı Dağı'na solo çıkışı, dağcılar için büyük adrenalin kaynağı ve başarı sebebi olarak kabul görmektedir. Dağın coğrafi yapısı nedeniyle çok sert fırtınalara hedef olması ve hızla değişebilen hava koşulları nedeniyle, kış aylarında yapılacak bir solo tırmanış halen dağcıların önünde bir hedef olarak durmaktadır. Günümüzde Ağrı Dağı'na tırmanışlara Mount Ararat ve Doğubayazıt Arama Kurtarma Teşkilatı (DAKUT) rehberlik hizmeti yapmaktadır.

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProIdc0667cc006

            Ağrı'ya çıkış, 1990 yılında yasaklandı. 1998'de Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun bir grup dağcıya izin vermesiyle bu yasak kaldırıldı. Küçük ve büyük Ağrı Dağları Bakanlar Kurulu kararı ile Nisan 2000 tarihinde 1. Derece Askeri Yasak Bölge kapsamından çıkarılıp, 2. Derece Askeri Bölge kapsamına alındı. 2004 yılında Milli Park ilan edilen Ağrı Dağı'na çıkışlar, izine tabii olan dağlar kapsamına alındı. İzinler, ekip sorumlusu ve profesyonel dağcının adını mutlaka belirtmek koşuluyla, Ağrı Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü'ne yapılacak yazılı başvuru ile bir gün içinde alınır.

            Volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, bilindiği üzere ülkemizin en yüksek dağıdır. Ancak sanılanın aksine tek bir kütleden oluşmaz. Çevresi yaklaşık 130 km’yi bulan bu dağ, 3.000 metreden sonra Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olarak ikiye ayrılır. Büyük Ağrı'nın zirvesi ve krater kalıntısı geniş buzulların altındadır. Küçük Ağrı'nın ise buzul hareketleri ve erozyonlar sonucu krater çanağı yok olmuştur. Bu nedenle 3.896 m yüksekliğinde olan dağ oldukça sivri bir yapıdadır.

            Büyük Ağrı doruğu ise birbirine yakın iki ana doruk bloğundan oluşur. Güney ve batı yüzlerinde 4.800 metreden itibaren daimi buzullar dağı kaplar. Dağın diğer yüzeylerinde ise, buzullar daha da aşağılara kadar ilerlemektedir.

            Dağın güneyinde ve kuzeyinde doruktan başlayarak yaklaşık 2.000 metreye kadar aşağıya uzanan iki derin vadi bulunmaktadır. Çıkışta izlenecek nokta, güneydeki vadinin batı kenarında yapılacaktır. Bu rotada yaz aylarında 3200 metrede ve 4200 metrede iki ara kamp yapılarak dağa çıkılmaktadır. Kışın ise buna kar koşullarına 2.000 metre civarında bir kamp daha ilave etmek gerekmektedir.

            AĞRI DAĞI'NIN TIRMANIŞ ROTASI VE ÇIKIŞLAR

            Tırmanış güzergâhı için mutlaka Doğubayazıt klasik güney rotasıdır. (-50, -100C'ye) dayanıklı uyku tulumu, anorak, rüzgârlık, diğer kamp malzemeleri ile gerekli ihtiyaçlar, dağcıların çıkışları izine tabii olan Ağrı ve Küçük Ağrı Dağ'larına çıkışlarda şu noktalardan hareket etmeleri zorunludur.

            Ağrı Dağı'na çıkışlar, Doğubayazıt - Topçatan Köyü - Eli Çiftliği güzergâhından olmak koşuluyla yalnızca dağın Doğubayazıt sınırları içinde kalan cephesinden yapılmaktadır.

            Küçük Ağrı Dağı'na ise, yalnızca kuzeybatı güzergâhından çıkış yapılmaktadır. Ağrı Dağı doruğuna tırmanmak için haberleşme, taşıma, güvenlik ve tırmanma açısından en rahat ve sık kullanılan rota klasik güney rotasıdır.

            Doğubayazıt' ta konaklayan dağcılar tırmanış için gerekli hazırlıkları burada tamamlayarak otomobil ile Eli Çiftliği'ne ulaşırlar. Burada su ikmali yapıldıktan sonra 7-8 saatlik bir yürüyüşle 3.200 m. yükseklikteki ilk kamp yerine varılır ve burada geceleme yapılır. 2. gün 4-6 saatlik bir tırmanışla 4.200 m. dolaylarında ikinci kamp yerine ulaşılır. Doruk tırmanışı için krampon, buz kazması ve ip alınması zorunludur. 8-10 saatlik bir çıkıştan sonra doruğa ulaşılır ve ikinci kamp yeri olan 4.200 m ye dönüş yapılır.

    Kaynak: Doğubayazıt Kaymakamlığı

  • AKDAĞ [KAMPLI - 4 Gün]

    AKDAĞ TIRMANIŞI [Kıraçtepe (2.447 m)] - AKDAĞ TRANS

    TOPLANMA YERİ: DENİZLİ - Çivril İlçesi
    TARİH ve SAAT: 14 Eylül 2018, Cuma - 09.00 // Anadolu Seyahat (Çivril Girişi - Mola Yeri)

    PROGRAM: DENİZLİ (Çivril İlçesi) Anadolu TUR Mola Yeri (BAŞLAMA) – AFYONKARAHİSAR (Sandıklı İlçesi) Terminal (BİTİŞ)

    SÜRE: 4 Gün
    TARİH: Başlama - 14 Eylül 2018, Cuma & Bitiş - 17 Eylül 2018, Pazartesi

    BAŞLAMA: DENİZLİ (Çivril İlçesi)
    BİTİŞ…….: AFYONKARAHİSAR (Sandıklı İlçesi)

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId4c48edac02

    TRANS YOL UZUNLUĞU: 84 km

    ÖN BİLGİ:
    01. Etkinlik kamp yüklüdür. Kamp yüklerini kişiler kendileri taşıyacaktır.
    02. Trans aşamasında AKDAĞ güneyden-kuzeye geçilecektir.
    03. AKDAĞ transında iki yayla (GÖLCÜK ve KOCAYAYLA) geçişi ile doruk (KIRAÇTEPE-2.447 m) tırmanışı gerçekleştirilecektir. Su kaynaklarının bulunduğu yer yakınına çadır kurulacaktır.
    04. Kamp ateşi yakmak yasaktır.
    05. Katılımcı arkadaşlar 13 Eylül 2018, Perşembe günü saat: 20:00'ye kadar bildirimde bulunmaları gerekir.

    Hazırlayan: Sadi Yalgın (UDOSK Başkanı)
    İletişim: 0 (532) 596 10 64 - Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

    NOT: Başvuru olmadığı için yalnız yola çıktım!

  • AKDAĞ [Kocayayla - Kurtini Mağarası]

    AKDAĞ TABİAT PARKI

    Tabiat Parkının Adı: Akdağ
    Bölge Müdürlüğü: Afyonkarahisar
    İl: Denizli / Afyonkarahisar
    İlçe / Köy: Çivril / Sandıklı
    Kapladığı Alan: Afyonkarahisar 8535,5 Ha. (%58'i) ve Denizli 6245,5 Ha. (%42'si) olmak üzere toplam 14781 Ha.
    İlan Tarihi: 29.06.2000

    KAYNAK DEĞERLERİ

    Akdağ Tabiat Parkı, Afyon ili Sandıklı ilçesinde 8535,5 Ha. (%58'i) ve Denizli ili Çivril ilçesinde 6245,5 Ha (%42'si) olmak üzere toplam 14781 Ha. Büyüklüğündedir. Akdağ Tabiat Parkı, Orman Bakanlığı'nın 29.06.2000 gün ve MPG.MP.1.23.03/270 sayılı oluru ile 14916 Ha. olarak ilan edilmiştir. Akdağ Tabiat Parkı'nın alanı, Bakanlık Makamının 02.10.2001 gün ve MPG.MP.1-45.16/626 sayılı Oluru ile 14781 Ha. olarak değiştirilmiştir. Saha tamamen orman karakterinde olup, içerisinde Karaçam dağ ormanı ekosistemi, Karaçam dağ ormanı ile orman üst sınırı geçiş ekosistemi (subalpin zonu) ve orman üst sınırı ekosistemi (alpin zonu) bulunmaktadır.

    Akdağ ve çevresinin içerdiği rekreasyon potansiyeli, yaban hayatı zenginliği, ilgi çekici güzel manzara açılımları nedenlerinden dolayı tabiat parkı olarak ayrılmıştır. Akdağ ve yakın çevresinin sahip olduğu dağ, kanyon, vadi ve peyzaj değerleri, mevcut bitki örtüşü ve yaban hayatı özelliği nedeni ile korunması ve koruma-kullanma dengesi içerisinde farklı rekreasyon kullanımlarına olanak sağlayacak şekilde geliştirilerek, bölge ve ülke ölçeğinde kullanımının sağlanması ve etkin bir şekilde korunarak, gelecek kuşaklara milli bir miras olarak bırakılması amaçlanmıştır.

    Akdağ'da 124'ü endemik olmak üzere 1058 adet bitki türü olduğu tespit edilmiştir. Akdağ'da bulunan Çoban Değneği’nin bir türü olan Polygonum afyonicum, sadece buraya özgü endemik bir türdür. Sahada meşcere kuran Karaçam, Meşe ve Ardıçtır. Karaçam meşcereleri saf koru ve bozuk niteliğinde olup, alanın hakim ağaç türüdür. Meşe ve Ardıç Meşcereleri ise bozuk veya baltalık niteliğindedir. Bunlardan başka, alanda münferit olarak Titrek Kavak (Populus tremula), 6 Ha. büyüklüğünde genç Sarıçam meşceresi ile Sandıklı Akdağ bölümünde endemik olarak Ehrami Karaçamı (Pinus nigra paliasiana var pyramidata) bulunmaktadır. Sarıçam meşceresi doğal yayılışının dışındadır. 1979 yılında çıkan yangından sonra, alanın yaklaşık 1600 Ha.lık bölümü boşaltılmış ve tekrar Karaçam ile ağaçlandırılmıştır. Sarıçam, yangın sonrası sahanın ağaçlandırılmasında kullanılmıştır.

    Alanın gerek doğal çevre özellikleri, alanda hiçbir yerleşim yerinin bulunmayışı ve büyük yerleşim alanlarına uzaklığı gibi çeşitli özelliklerinden dolayı, sahanın kaynak değerlerinden birisi olan Yaban Hayatı, varlığını günümüze kadar korumuştur. Bu durumun en açık görüldüğü yerler, özellikle alanın Kocayayla ile Yangın Gözetleme Kulesi arasındaki bölümün (Yangın Sahası) dışında kalan iki Akdağ arası, Tokalı Kanyonu ve Karanlıkdere Vadisi’ni içine alan bölümlerdir.

    Alanın ekolojisinin yüksekliğe bağlı klimaks dağ ekosistemlerini içermesi ile çeşitli omurgalılar (kuşlar ve büyük memeliler) için önemli yaşam, alanları sunmaktadır. Alanda Geyik ve Yılkı Atları mevcuttur. Yapılan envanter çalışmasına göre geyik sayısının 500'ün üzerinde olduğu bilinmektedir. Ayrıca alan, koruma altındaki kuş türlerinden kara akbaba, kızıl akbaba, sakallı akbaba ve küçük kartal gibi yırtıcı kuşlarla önemli kuş alanlarındandır.

    Akdağ Tabiat Parkının Uzun Devreli Gelişim Planı, 08.12.2006 tarihinde Genel Müdürlüğümüzce onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId3a80d947bc

    NASIL ULAŞILABİLİR?

    Çivril İlçesinden 18 km’lik mesafededir.

    NELER GÖRÜLEBİLİR?

    • Tokalı Kanyonu, Sığır Kuyruğu Yaylası,
    • Obruk yaylasının kuzey batısında Porsuk ağacı (Taxus baccata) topluluğu
    • İlk defa bu alandan bilim dünyasına tanıtılan Barbarea hedgeana, Polygonum afyonicum bitkileri
    • Kızıl Geyik, Yılkı Atları,
    • Kızıl Akbaba, Kara Akbaba, Sakallı Akbaba, Akkuyruk Kartal, Kaya Kartalı ve Küçük Kartal Gibi Yırtıcı Kuşlar

    Kaynak: DENİZLİ / Orman ve Su İşleri Müdürlüğü

    NOT: Uşak Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü (UDOSK)'nün yürüyüş parkur çalışmasına ait iz kaydıdır.

  • ANABASİS YOLU (70 km) [KAMPLI – 5 Gün]

    Parkur Adı: ANABASİS YOLU “Onbinlerin Dönüşü Doğal ve Kültürel Yürüyüş Parkuru (Gümüşhane’den Trabzon’a)”

    Parkur Uzunluğu: 70 km

    Yürüyüş Süresi: 5-6 Gün

    Maçka Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Turizme Yönelik Mali Destek Programı kapsamında finanse edilen Alternatif Turizm Projeleri ile “ANABASİS YOLU” envanteri hazırlanarak turistlerin hizmetine açılmıştır. 

    Olay, M.Ö 400 yılında Pers kralının ölümü üzerine iktidara sahip olmak isteyen iki prensin savaşı ile başlar. Pers prensi Kyros, ağabeyi kral Artakserkses'e karşı Grek paralı askerlerini de içine alan bir orduyla Lidya'nın Sardes kentinden yola çıkar. Fırat üzerinde Kunaksa'da yapılan savaşta Kyros ve generalleri öldürülünce, yurtlarından 2.400 km. uzakta, sarp ve düşman bir ülkede kalan gönüllüler; Ermenistan üzerinden Karadeniz’e ulaşmak için çok zahmetli ve oldukça ümitsiz bir yolculuk içerisine girerler. Bayburt’a kadar gelen ordu denize ulaşmak istediklerini belirterek Bayburt’tan bir rehber ile birlikte denizi görmek istedikleri noktaya yani Thekes (bugünkü Maçka İskobel Yaylası) tepesine varırlar. Burada denizi gören Onbinlerin yaşam pınarları fışkırır. Sevinç gözyaşları içerisinde hıçkıra hıçkıra ağlayarak Thalassa! Thalassa! (Deniz! Deniz!) diye naralar atarlar. Kurtuluş anıtı mahiyetinde her asker bir taş getirip burada bir taş yığını yaparlar ve bu tepeye “Thekes (Maçka İskobel Yaylası) Tepesi’ adını verirler. Thekes Tepesi’nden Maçka’ya inen ordu buradan Trabzon’a giderek denize ulaşır. 

    Başlangıç ve Bitiş: Sümela Manastırı’nın güney doğusunda 2.200 m rakımlı Dilaver Yaylası’ndan başlayan parkur Meryemana ve Galyan Vadileri’ni birbirinden ayıran Saman (Semon) Dağı zirvesinden Sümela Manastırı’nı seyir halinde Yazlık Mahallesi içerisinden Maçka ilçesine, oradan da Örnekalan (Mağura) Köyü’nü takiben Soldoy Boğazı, Mağmat Boğazı istikametinden Çukurçayır, Beztepe ve Trabzon Limanı’na ulaşarak sona eriyor.

    Başlangıç Noktasına Ulaşım: Maçka merkezinden başlayarak Sümela Manastırı - Çakırgöl Turizm Merkezi istikametine devam edilir. Kurtdere Köprüsü’nden Dilaver yaylası istikametine dönülür.

    Parkurun Diğer Özellikleri: Parkur üzerinde bulunan Dilaver Yaylası, Selboğazı Yaylası, Kofrakol Yaylası, Kusal Yaylası, Düzler Mezrası, Sevinç Boğazı, Mağmat Boğazı Kamp yapmak için uygun alanlardır.

    Kaynak: Maçka Kaymakamlığı

  • Dağ Turizmi

    DAĞ TURİZMİ


    “Konu önemlidir. O nedenle bilimsel bir araştırma yazısı ile gündeme taşımak istedim. Komşu ülkeler dağ konusunda alt yapı çalışmalarını tamamlamıştır. İRANDemavend Dağı Tırmanışı (5.671 m) öncesi 2.200 m’deki dağ evine uğramadan çıkış yapamazsınız. Kaydınız yapılır ve İran devletine tırmanış için harç bedeli ödersiniz. Sonra yola çıkarsınız. Ve dağın 2.000, 3.000 ve 4.000 m’lerindeki dağ evlerinin tırmanışa gelenlerin gereksinimlerini karşılayabildiklerine tanık olursunuz. Bizim dağlar aklıma geldi. Bir burukluk yaşadım. Ülkemizde yüksek dağlarda yeterli alt yapı çalışmalarının yapılmadığını biliyoruz. Umarım ülkemiz yetkilileri “Dağ Turizmi” alanında çalışma yürütür, alt yapılar tamamlanır ve ülke ekonomisine katkı sağlanır. [Sadi YALGIN]”

    ”Dağlara çıkmayan uzakları göremez.” [Çin Özdeyişi]

    Giriş

    Dünyada turizm amacıyla değerlendirilen önemli kaynakların başında dağlar gelmektedir. On sekizinci yüzyıldan sonra ilgi görmeye başlayan dağcılık ve dağ turizm aktiviteleri artık günümüzde bireysel turistlerin ilgi duyduğu destinasyonlar olmaktan çıkıp, kitle turizminin de uğrak yerleri haline gelmeye başlamıştır. Öyle ki artık dağ turizminin dünya turizm endüstrisi içindeki payı %20’lere ulaşmıştır. ‘Dağ turizmi’ ya da ‘Dağcılık’ ifadesi bugün bir dağın veya yüksek bir kayanın zirvesine tırmanmayı çağrıştırmaktan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Bugün dağcılık, içerisine onlarca turistik faaliyetin dâhil edildiği bir kavram olmuştur.

    Kırgızistan, coğrafyası itibariyle %95’i dağlık bir ülke olması nedeniyle üzerinde çok farklı dağ turizm türlerinin geliştirilebileceği zengin bir potansiyele sahiptir. Hâlihazırda belirlenmiş olan 20’den fazla kayak merkezi, Alpinistler için Alp ve Himalaya Dağları’nı aratmayan Pobeda Dağı (7.439 m), Lenin Dağı (7.134 m) ve Han-Tengri Dağı (6.995 m) yüksekliklerindeki dorukları bu ülkeye diğer pek çok ülkeden daha fazla farkındalık kazandırmaktadır. Kırgızistan Dağları, Dünya’nın en yüksek buzullarından biri olan "Enylchek", buzulu ile tırmanma tutkusu olanlar için önemli bir cazibe merkezi olmasının yanında dağların eteklerinde Kırgız göçebe hayatının görülebileceği yayla turizmi ve alternatif seçenek olarak yamaç paraşütü, ekoturizm, yabani av hayvan avcılığı gibi farklı dağ aktiviteleri de sunabilmektedir. Ancak tüm bu doğal zenginliklere sahip olmasına rağmen Kırgızistan'ın dünyada bilinen bir marka olduğunu ve dağ turizmi deyince akla bu ülkenin geldiğini söylemek zordur. Gerek genç bir Cumhuriyet olması (Bağımsızlık yılı, 1991) gerekse bağımsızlık sonrası ülkenin karşı karşıya kaldığı birtakım sorunlar, turizme yapılacak yatırımın azlığı ülkede dağ turizminin marka olarak ön plana çıkmasını engellemiştir. Bu değerlendirmeler ışığında yapılan araştırmanın sadece Kırgızistan’ı ve ülkeye dağ turizmi amacıyla gelen yabancı turistleri içermesi çalışmayı özgün kılmaktadır. Araştırma ile elde edilecek verilerin ve sunulacak önerilerin ülkede dağ turizminin geliştirilmesi yönünde atılacak adımlara katkı sağlaması beklenmektedir.

    Literatür Taraması

    Turizmin yeni ortaya çıktığı 19. ve 20. yüzyıllardan bu yana turistlerin tercihlerinde değişiklik meydana gelmiştir. Geçmişte zengin sınıfının ve aristokrasinin bir parçası olarak kabul edilen turizm, teorik alt yapısının oluştuğu 21. yüzyılda lüks bir ihtiyaç olarak düşünülmüş, şimdilerde ise toplumun her kesimi için gerekli olan sosyal hatta kimi kesimler için zorunlu bir ihtiyaç olarak algılanmaya başlamıştır. Gelişen dünyada insanların giderek turizme olan ilgisi artmış, bu ilgi neticesinde turizmin farklı türleri hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Bu türlerden olan dağ turizmi, yapısı gereği doğallığı, macerayı içeren bir turizm türüdür. İnsanların dağlarla tanışıklığı yeni olmamasına rağmen, dağlarda yapılan aktivitelerin giderek yaygınlaşması, turistik amaçlı olarak dağların kullanılmasına da neden olmuştur. Önceleri bireysel ve küçük gruplar halinde yapılan dağcılık, son dönemlerde dağ turizmi adı altında kitleselleşmiş, turizmin ve rekreasyon alanın bir parçası haline dönüşmeye başlamıştır (Davidson, 2002:45).

    Dağcılığa bir faaliyet ya da spor dalı olarak bakmak mümkündür ve geçmişi oldukça eskiye dayanmaktadır. Dağlık bölgelerin iklimi, doğası, dağdaki vahşi yaşam ve manzaralar insanın her zaman ilgisini çekmiştir. Tarihi çağlardan önce de insanoğlu dağları ilginç manzaraları, biyolojik çeşitliliği ve tarım gibi maksatlarla kullanmışlardır (Olsson vd., 2011:252). Dağcılık ile ilgilenen uzman sporcular, bu işi tutku ile yapmakta, dağların sağladığı özgürlükten ve doğal yaşam tecrübesinden yararlanmak istemektedirler (Eng, 2010). Özellikle Hümanizm ve Rönesans hareketlerinin başladığı dönemlerde doğa bilimcilerin, botanikçilerin, coğrafyacıların ve kendini doğaya yakın hisseden insanların dağların güzelliğini keşfetmek ve dağ manzaralarını incelemek maksadı ile bu tür faaliyetler yaptıkları bilinmektedir (Chaloupska, 2014:271). Dağcılıkla ilgili uluslararası alanda en iyi tanınan kuruluşlardan birisi, “Uluslararası Tırmanış ve Dağcılık Federasyonu” (International Climbing and Mountaineering Federation - UIAA) olarak bilinen sivil toplum örgütüdür. UIAA 1932 yılında kurulmuş, 69 ülkede temsilciliği bulunan ve bugün için 2,5 milyon insanı temsil eden bir kuruluştur. Federasyon güvenli bir şekilde dağcılık faaliyetlerinin sürdürülmesini amaçlarken, çevre ve kültürün korunmasını da esas almaktadır. Alpler, Himalaya Dağları özellikle dağcılığı ekstrem bir spor alanı olarak değerlendirenlerin ilgisini çekmiş önemli merkezlerdir. Nepal’de bulunan Everest doruğu, Avrupa’dan ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen maceracılar için asırlardır vaz geçilmez bir tırmanış alanı olmuştur. Nepal’de yaşayan ve “Sherpa” adı verilen yerli insanlar için bu hareketlilik ciddi bir geçim kaynağı haline dönüşmüştür. Bu insanlar Batı’dan gelen turistlere dağ tırmanışlarında rehberlik yapan ve bölgeyi çok iyi tanıyan yerliler olarak bilinmektedir (Bott, 2009: 287; Frohlick, 2004: 196).

    Avrupa’da dağcılığın (alpinizm) başlamasını sağlayan kişi olarak aristokrat bir aileden gelen Horace Benedict Saussure adındaki fizikçidir. Kendisi aynı zamanda alpinizm faaliyetlerini başlatan kişi olarak bilinir. H. Benedict Saussure’nin Avrupa’nın en yüksek noktası olarak kabul edilen Mont Blanc’a 1787 yılında gerçekleştirdiği doruk yürüyüşünün ardından birçok insan da dağları anlamak ve keşfetmek maksadı ile dağlara (Avrupa’da özellikle Alpler’e) akın etmeye başladığı bilinmektedir. Başlangıçta sınırlı sayıda insanın teveccühüne neden olan Alpler zamanla daha çok turistin ziyaretine sahne olmuş ve dağcılık, bir tür rekreasyon faaliyeti olarak 1870’lerde gelişmeye başlamıştır (Chaloupska, 2014:271).

    Günümüzde dağ turizmi popüler turizm türlerinden biri haline dönüşmüş ve çok sayıda insanın turistik seçimi olmaktadır. Örneğin, Fransa’da her yıl yaklaşık altı milyon Fransız yaz tatilini geçirmek için dağları tercih etmektedirler (Bourdeau, Corneloup ve Mao, 2002:25).

    Dağcılık bir spor faaliyeti olarak profesyonellik gerektiren ve bu yönü itibarı ile de geçmişten bu yana profesyonel sporcuların ilgi gösterdiği bir alandır. Bu alanın turizmle ilişkilendirilmesi, dağlara olan ilginin profesyonel olmayan amatör ziyaretçilerin dinlenmek, eğlenmek ve dağların sahip olduğu doğal güzelliklerden yararlanmak isteyenlerin ziyaret düzeylerinin artması sonucunda olmuştur. Böylelikle profesyonel olmayan turistlerin de ilgi göstermeye başladığı dağ turizmi dünya genelinde, geçimi tarıma bağlı ıssız bölgelerde yaşayan topluluklar için ciddi bir geçim kaynağı ve istihdam alanı olmaya başlamıştır (Cousquer and Beames, 2013:192). Dağcılık ve dağ turizmi genellikle macera turizmi ile de ilişkilendirilmiştir. Esas itibarı ile dağlarda yapılabilecek turistik aktivite sayısı bir hayli fazladır. Bu aktivitelerin bir kısmı geniş turist kitlelerinin de yapabileceği türden yumuşak karakter taşır, bir kısmı ise gerçekten belli uzmanlara hitap edecek şekilde sert ve zor karakter taşımaktadır. Dağlarda yapılabilecek bu aktiviteler:

    • Zevk İçin Seyahat
    • Kış Turizmi Anları
    • Festivaller
    • Kültür
    • Doğa Fotoğrafçılığı
    • Vahşi Yaşam Gözlemciliği
    • Kamping
    • Dağ Yürüyüşü
    • Dağ Tırmanışı

    Dağların sahip olduğu bu zengin özelliklerden dolayı özellikle dağlık bölgeleri tanımayan uzmanlar güvenlikleri için çoğu zaman bölgesel rehberler eşliğinde dağ turizmi aktivitelerine katılmaları bir zorunluluktur. Görüldüğü üzere özellikle dağ yürüyüşü, dağ tırmanışı gibi zor aktivitelerin rehbersiz bir şekilde yapılması oldukça tehlikelidir. Örneğin, Himalaya Dağları’nda maceracıların gerçekleştirdikleri dağ tırmanışlarında şimdiye kadar 200 tırmanıcı Everest Doruğu’na ulaşma uğrunda hayatını kaybetmiştir (Bott,2009: 287). Bu nedenle dağ turizminde dağcılık rehberliği önemli bir kavram haline dönüşmüştür. Dağ rehberleri, dağcılık konusunda yeterli deneyime, uzmanlık bilgisine sahip olan ve turistlerin aktivite esnasında maksimum güvenlikle deneyimlerini tamamlamaları için gerekli kuralları uygulayan, grubu organize eden kişilerdir (Beedie, 2003:148; Cousquer and Beames, 2013:187).

    Dağların sahip olduğu bir takım arz kaynakları ve karakteristik özellikleri dağ turizminin ortaya çıkmasına neden olmuş ve turistik talebi cezp etmiştir. Dağların sahip olduğu bu karakteristik özellikleri Nepal ve Chipenuik (2005:317) altı maddede izah etmektedirler. Bunlar:

    • Çeşitlilik: Dağların sahip olduğu ekolojik ve kültürel zenginlik, bitki ve hayvan çeşitliliği oldukça çekici olabilmektedir.
    • Marjinallik: Dağlar genellikle kent merkezlerinden uzakta yer almakta ve kırsal bölgenin farklı yaşam biçimini yansıtmaktadır.
    • Erişim Güçlüğü: Sahip olduğu karakteristik coğrafi özelliklerden dolayı erişim oldukça güç olabilmektedir.
    • Kırılganlık: Farklı yaşam biçimlerini ve flora-fauna çeşitliliği sunması aynı zamanda kırılgan bir karaktere bürünmesine sebep olmuştur.
    • Niş Karakter: Dağlarda yapılabilecek birçok aktivite niş bir karakter taşımaktadır. Dağ tırmanışı, doruk yürüyüşleri bunlardan bazılarıdır.
    • Estetik: Dağların sahip olduğu manzara ve coğrafi güzellikler, birçok insan için oldukça estetik bir karakter taşımaktadır.

    Yukarıda söz edilen karakteristik yapılarından dolayı dağ turizmi, giderek önemini arttırmakta, daha fazla turistin ilgisine neden olmaktadır. Bu husus dağ turizmini bir taraftan popüler hale getirirken, diğer taraftan da sorumlu bir anlayışla ve doğa bilinci ile dağ turizminin planlanmasını zorunlu hale getirmektedir. Dağlarda gerçekleştirilen kamp aktiviteleri, birçok bölgede dikkatsizlik nedeni ile ormanlık alanların yanmasına ve yok olmasına neden olmaktadır (Hall and Farrell, 2001:245). Bu nedenle de sürdürülebilir bir anlayışla dağ turizminin yönetilmesi, çevresel değerlerin korunması ve yerel toplumun beklenen iktisadi katkıyı elde etmesi bakımından zorunludur (Serenari vd., 2012:757).

    Kaynak: Şenol, Yrd. Doç. Dr. F., Tokmak, Yrd. Doç. Dr. C. ve Gnira, M. (2016: 140-144). “Dağ Turizmi ve Gelişmesinin Önündeki Engeller: Kırgızistan Örneği”. Manas Sosyal Araştırmalar Dergisi.

  • DAĞLIK FRİGYA [Yazılıkaya - Gerdekkaya Mezar Anıtı]

    DAĞLIK FRİGYA (Yazılıkaya Vadisi)

    Eskişehir topraklarındadır. Friglerin iki önemli merkezi olan GORDİON ve YAZILIKAYA'dır. MÖ 7 yy'da en parlak dönemlerini yaşayan Frigler, siyasi merkez olarak Gordion'u seçmiş olsalar da en önemli kutsal yerleri, dini merkez olarak yapılandırdıkları YAZILIKAYA (Midas'ın Kenti)'dır.

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId52aea96069

    YAZILIKAYA PLATFORMU (Midas Kenti)

    01.Yazılıkaya Midas Anıtı
    02. Kırkgöz Kale
    03. Akropol'den Sarnıçlara İnen Basamaklı Kaya Tüneli
    04. Şifalı Kibele Pınarı
    05. Planlanmış Kaya Anıtı
    06. Bitmemiş Anıt ve Antik Yol
    07. Delikli Frig Nişi
    08. Anıtsal Frig Kaya Mezarı
    09. Frig Yazıtlı Antik Yol
    10. Frig Kaya Rölyefli Basamaklı Kaya Sarnıçları
    11. Kibele'nin Doğal Bereket Kayası
    12. Kale
    13. Kule
    14. Agdistis Tapınağı
    15. Kabartmalı Kaya İdolü
    16. Frig Kaya Yazıtı
    17. Kaya Mezarı ve Kabartmaları
    18. Kaya Mezarı
    19. Sümbül Anıtı
    20. Frig Yazıtlı Sunak
    21. Frig Yazıtlı Kaya Tahtı
    22. Frig Yazıtı
    23. Kral Yolu
    24. Kaya Mezarı
    25. Sunak
    26. Basamaklar
    27. Frig Kaya Mezarları
    28. Sunak
    29. Frig Rölyefli Piramit Kaya Mezarları
    30. Frig Kaya Mezarları
    31. Köy Konağı ve Kütüphane
    32. Ahşap Frig Evi

    YAZILIKAYA (Midas Kenti) & ÇUKURCA KÖYÜ (5 km)

    01. Arezastis Anıtı (Küçük Yazılıkaya)
    02. Gerdekkaya Mezar Anıtı

    KÜMBET VADİSİ

    01. Kümbet Arkeolojik Yerleşimi (Kümbet Höyük, Aslanlı Mabet, Selçuklu Kümbet, Genç Antik Yerleşimi)
    02. Delikkaya

  • DEDEGÖL DAĞI [2.998 m]

    DEDEGÖL DAĞI
    Dedegöl Dağı, 2.998 metre yüksekliği ile Orta Toroslar’ın en yüksek tepesi olup, yılın on bir ayı kar bulunur. Bu dağda bulunan Karagöl görülmeye değerdir. Dağ yürüyüşü, kamp, tırmanma için uygun yer ve imkanlar sunar. Pınargözü Mağarası’nın üstünde bulunan Melikler Yaylası’na Türkiye’nin birçok yerinden gelen binlerce dağcı öbek öbek çadırlarını kurarak her yıl Dağcılık Şenliği’nde bir araya gelmektedir. Üç gün süren Dağcılık Şenliği’nde, Dedegöl Dağı’na çıkış yapılmaktadır. Melikler Yaylası ve Dedegöl Dağı’nın çevresi, endemik bitki yönünden oldukça zengindir. Dedegöl Dağı doruğundaki Karagöl ve sadece Dedegöl Dağı eteklerinde yetişen Dedegül Çiçeği dağcıların ilgi odağıdır.

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId0f4bfbc79a
    ETUDOSD PROGRAMI (18. Dağcılık Şenliği)
    Ana kamp yeri 1.700 m. de Melikler Yaylası olup, Yaka Köyüne 7 km, Yenişarbademli İlçesine 10 km, Eğirdir Merkezine 63 km mesafededir. Çam ormanı içerisinde yer alan kamp yerine ulaşım Eğirdir merkezinden (ETUDOSD Kulüp Lokali önünden) Kulübümüzce sağlanacaktır. Kamp alanında ortalama hava sıcaklığı gündüz 20–25° C, gece 05–07° C arasında olup havanın yağışlı olabileceği katılımcılarca göz önünde bulundurulmalıdır. Şenliğimize teşriflerinizi diler saygılar sunarız.

    24 MAYIS 2014, Cumartesi

    1. 09.00 ETUDOSD’tan Hareket
    2. 12.00 Kampın Kurulması - Kayıt
    3. 13.30 Yaka Kanyonu Geçişi (Hava durumuna bağlı)
    4. 18.00 Şenlik Yemeği
    5. 20.00 Toplantı - Slayt Gösterisi
    6. 23.30 Sessizlik

    25 MAYIS 2014, Pazar

    1. 05.00 Dedegöl Dağı Tırmanışı (Çorba İkramı)
    2. 13.00 Gözleme - Ayran İkramı
    3. 15.00 Kamptan Ayrılış

    Tarih: 24 MAYIS 2014, Cumartesi
    Saat: 04:30 - UŞAK'tan HAREKET
    Yer: Atatürk ve Kurtuluş Anıtı

    UDOSK Sporcuları dağ çıkışını sorunsuz gerçekleştirdi. Etkinlikte emeği geçenlere teşekkür ederiz.

  • EKOLOJİ PARKURLARI (272 km) [Kamplı – 15 Gün]

    TOPLANMA YERİ:MUĞLA – Ula İlçesi, Karabörtlen Kavşağı
    TARİH ve SAAT  : 15 Nisan 2024, Pazartesi – 13:00
    SÜRE                  : 15 + 2 Gün (Ulaşım & Dönüş)
    BAŞLAMA          : Karabörtlen Kavşağı (Ula İlçesi) / MUĞLA
    BİTİŞ                   : Döğüşbelen (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA

    ETKİNLİK YOL UZUNLUĞU: 272 km

    01. GÜN (Yol Uzunluğu: 16,5 km): Karabörtlen Kavşağı (BAŞLAMA) – Hamitköy
    [Konaklama: Hamitköy (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]
    02. GÜN(Yol Uzunluğu: 15,5 km): Hamitköy – Sultaniye
    [Konaklama: Sultaniye (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]
    03. GÜN(Yol Uzunluğu: 8,5 km): Sultaniye – Ekincik
    [Konaklama: Ekincik (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]
    04. GÜN (Yol Uzunluğu: 16 km): Ekincik – Çandır – Dalyan
    [Konaklama: Dalyan (Ortaca İlçesi) / MUĞLA]
    05. GÜN(Yol Uzunluğu: 16,5 km): Dalyan – Kapız - Gökbel
    [Konaklama: Gökbel (Ortaca İlçesi) / MUĞLA]
    06. GÜN (Yol Uzunluğu: 21 km.): Gökbel – İztuzu – Kışla – İnardı – İnardı Koyu – Aşı Koyu
    [Konaklama: Aşı Koyu (Ortaca İlçesi) / MUĞLA]
    07. GÜN(Yol Uzunluğu: 20 km): Aşı Koyu – Şeytancık Koyu – Sarıgerme – Dalaman Kumsalı
    [Konaklama: Dalaman Kumsalı (Dalaman İlçesi) / MUĞLA]
    08. GÜN (Yol Uzunluğu: 23 km): Dalaman Kumsalı – İncebel – Akbük – Kapıdağı Yarımadası (Kuzey-Güney Rotası)
    [Konaklama: Kapıdağı Yarımadası (Dalaman İlçesi) / MUĞLA]
    09. GÜN (Yol Uzunluğu: 13 km): Kapıdağı Yarımadası (Batı-Doğu Rotası)
    [Konaklama: Kapıdağı Yarımadası (Dalaman İlçesi) / MUĞLA]
    10. GÜN (Yol Uzunluğu: 26,5 km): Kapıdağı Yarımadası – Akbük – Sarsala – Kille – Boynuzbükü – Göcek
    [Konaklama: Göcek (Fethiye İlçesi) / MUĞLA]
    11. GÜN (Yol Uzunluğu: 13,5 km): Göcek – Taşbaşı – Sabunlu
    [Konaklama: Sabunlu (Dalaman İlçesi) / MUĞLA]
    12. GÜN (Yol Uzunluğu: 13,5 km): Sabunlu – Kızılkaya – Baraj Yolu
    [Konaklama: Baraj Yolu (Dalaman İlçesi) / MUĞLA]
    13. GÜN (Yol Uzunluğu: 28,5 km.): Baraj Yolu (Nuri Baba) – Akkaya – Çaylı – Yuvarlakçay
    [Konaklama: Yuvarlakçay (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]
    14. GÜN (Yol Uzunluğu: 20 km): Yuvarlakçay – Çamova – Yeşilköy
    [Konaklama: Yeşilköy (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]
    15. GÜN (Yol Uzunluğu: 20 km): Yeşilköy – Toparlar Şelalesi – Döğüşbelen (BİTİŞ)
    [Konaklama: Döğüşbelen (Köyceğiz İlçesi) / MUĞLA]

    AÇIKLAMA:
    The ECO Trails; MUĞLA, Ula - Köyceğiz – Ortaca - Dalaman – Fethiye ilçelerinde ekoturizm temalı bir yürüyüş rotasıdır.

    UYARI:
    Kamp yüklü yürüyüştür. Kamp yüklerini kişiler kendileri taşıyacaktır. Başlama ve bitiş arasında araç kullanılmaz… Kamp ateşi yakmak yasaktır!

    Hazırlayan: Sadi YALGIN

  • ELMA DAĞI [Eğlence - Yörük Yurdu - Akkız Sivrisi YGK (1.732 m)]

    BÖLGE: UŞAK, Merkez - Eğlence Köyü
    ETKİNLİK DERECESİ: Orta Zorlukta
    ROTA: Tek Yönlü (KUZEY)

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId8d0e5e2efc

    TIRMANILAN ROTANIN AÇIKLAMASI:
    Yükselti: 1.732 m
    Tırmanışa Başlanılan Yükselti: 1.208 m (Eğlence Köy Merkezi)
    Mola Yeri Yükseltisi: 1.560 m (Yörük Yurdu)
    Hedeflenen zaman: 5-6 saat
    Toplam Yol Uzunluğu: 7,6 km (ÇIKIŞ) & 7,6 km (İNİŞ)
    HAVA TAHMİNİ: Hava; Gündüz 08.00/Akşam 17.00 Sabah "---" / Öğleden Sonra "---", -- / -- C Derece - Rüzgar __ - __ km/h
    İLKYARDIM MLZ.: İlkyardım Çantası
    SU ve TUVALET: Su kaynağı var. 1/2 (yarım) litre su ve en az 1 (bir) litre sıcak su almalısınız.
    TEKNİK MALZEME: GPS, Dağ Değnekleri (Baton)
    HABERLEŞME: Cep Telefonları, El Telsizi

    TARİH: 07 Ocak 2024, Pazar
    SAAT: 07.45
    TOPLANMA YERİ: Atatürk ve Kurtuluş Anıtı (Hükümet Konağı Önü)

  • Genel

    YOL AŞKI - Dağ ve doğa rotalarının (tırmanış, yürüyüş, dağ bisikleti vb.) paylaşıldığı ve keşfedildiği bir yerdir.

  • HERMOS KANYONU [Adala - Kız Köprüsü - Demirköprü Barajı - Şelale]

    12 Bin Yıllık Volkanik Cennet ADALA

    Antik çağdan günümüze uzanan binlerce yıllık geçmişi ve volkanik coğrafi yapısı ile dikkat çeken Adala beldesi, binlerce yıldır Hermos Nehri’nin taşıdığı bereketi bağrında harmanlıyor.


    Ege Bölgesi’nin hayat ve bereket kaynağı olan Gediz Nehri’nin iki yakasına kurulmuş bir belde olan Adala, yemyeşil doğası, antik çağdan günümüze uzanan binlerce yıllık geçmişi ve volkanik coğrafi yapısı ile adeta keşfedilmeyi bekleyen bir cennet. Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Adala beldesi, Üşümen Tepesi ile Dibek Dağı’nın arasından geçen Gediz Nehri’nin Salihli Ovası’na açıldığı düzlükte kurulmuş bir yerleşim merkezidir.

    Gediz Nehri tarafından iki yakaya bölünmüş tarihi, turistik ve coğrafi güzellikleri ile dikkat çeken şirin bir belde olan Adala’nın geçmişi, binlerce yıl öncesine kadar uzanıyor. Lidyalılar tarafından kurulan Adala’nın antik çağdaki adının Satala olduğu sanılıyor. Adala ile ilgili olarak anlatılan mitolojik bir efsane, bölgenin kuruluşunun yanardağ lavları ile yakından ilintili olduğunu gösteriyor. Efsaneye göre; yanardağ lavlarının günlerce sürüp batıya doğru akarak vadi önünde bulunan yerleşim alanına doğru gelmesinden ürperen halk, silahlanıp din adamlarından yardım istiyor. O dönemde Satala olarak adlandırılan kentin din adamları tanrılarına yalvararak, büyük bir inançla lavlara “Satetkitala” yani “Dur ya Zavallı” diyerek bağırıyorlar ve bu içten yakarış üzerine lavların akışı duruyor.

    Lavların Oluşturduğu Doğa Harikası

    Adala, yanardağ etkinlikleri sonucu oluşan lav akıntılarının son bulduğu düzlükte volkanik taşlar üzerinde yükseliyor. Manisa’nın en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Adala civarında bulunan volkanik yığılmalar, Türkiye’nin en önemli volkanik şekilleri arasında yer alıyor. Yörede genişliği 15, uzunluğu ise 50 kilometreye ulaşan bir alanda 68 civarında genç volkan konileri bulunuyor. Bu konilerin çapları 15 kilometreye, yükseklikleri ise 150-200 metreye kadar ulaşabiliyor.

    Adala, doğal güzelliğini, volkanik yapısının yanı sıra Ege Bölgesi’nin su ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayan ve Gediz Nehri üzerinde kurulu bulunan Demirköprü Barajı’ndan alıyor. Binlerce yıldır bereketli ovaları sulayan ve eski adı Hermos olan Gediz Nehri’nin iki yakasında kurulu belde, çevresini saran dağ ve tepelerin eteklerini kaplayan bitki örtüsü ile mavi ve yeşilin dayanılmaz uyumunu sergiliyor.

    Kaynak: T.C. Salihli Kaymakamlığı Resmi Web Sitesi

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProIdab89351342
    TEŞEKKÜR
    İlk kez 8 kişilik alan tarama ve parkur belirleme çalışması başarı ile tamamlandı. Ekip arkadaşlarımı kutluyorum. Harika bir coğrafya da yol alındı. Alan taramasında eşsiz patikalar belirlendi. Keşif ve parkur belirleme çalışmasında yol arkadaşlarıma teşekkür ederim. İyi ki varsınız. Selam ve sevgilerimle...
    ALINAN YOL: 21,5 km

  • IHLARA VADİSİ

    Aksaray İli, Güzelyurt İlçesi, Ihlara Kasabası’nda ve Hasan Dağı’nın Kuzeydoğusundadır. Aksaray’a 40 km, Güzelyurt ise 7 km mesafededir. Rüzgarın esip arada dinlendiği, Melendiz suyunun ise derin ve sessiz dik yamaçlı bir vadinin ortasından akarak, “Dönerek Akan Suyun Halkı”na “Peristramma” adını verdiği Ihlara Vadisi, ilk Hristiyanların vadi yamaçlarında oluşan tüfleri oyarak, kilise ve manastır yaptıkları mekanlar, Melendiz Nehrinin sularıyla bütünleşerek doğa harikası oluştururlar. Bu doğal güzellikleri Vadiye gelen ziyaretçilerin iniş ve çıkışlarını sağlayan toplam 382 basamaktan oluşan merdiven bulunmaktadır.

    Eski adı “Peristramma” olan 14 km uzunluğundaki Ihlara Vadisi’ni, Melendiz Çayı (Potamus, Kapadukus–Kappadokya Irmağı), baştan başa kat etmektedir. Irmak, Ihlara Kasabası’ndan başlayarak, yer yer kanyonu 100–120 m derinlikte yararak, Kuzeybatı istikametinde Selime Kasabası, Yaprakhisar ve Belisırma Köyleri’nin ve Ziga Kaplıcası’nın bulunduğu geniş vadiye ve oradan Tuz Gölü’ne yönelir. Ihlara Vadisi’nin doğal oluşumu, korunaklı yapısı, burayı Hıristiyan dininin önemli merkezlerinden biri haline getirmiştir. 4. yüzyıldan itibaren önemli bir manastır merkezi haline gelen Ihlara Vadisi’nde, yapıldığı döneminin resim sanatı özelliklerini barındıran pek çok kilise bulunmaktadır. Vadide yer alan, banisi (yaptıranı) belli olan kiliseler, bilim dünyası için ayrı bir önem taşımaktadır. Çünkü vadide yer alan kiliselerin kesin tarihlendirilmesi oldukça güçtür. Kapalı Yunan Haçı ve serbest haç planlı, tek ve çift nefli kaya oyma kiliseler, Vadinin dik yamaçlarında sağlı sollu yer alarak, ortadan akan Melendiz nehrinin sularıyla bütünleşir. Vadi, doğal yapısı itibarıyla, IV. yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva yeri olarak kullanılmıştır. Hıristiyan dini, farklı dilleri konuşan insanlar arasında yayılmaya başlamıştır.

    Okuma yazma oranının düşük olması, Latinceyi az kişinin bilmesi, dinin yayılmasını zorlaştırmıştır. Bu nedenle dini yaymak için kiliselerde, İsa’nın hayatı, İncil’deki konular, din büyükleri ve onlarla ilgili olaylar resimlerle anlatılmaya başlanmıştır. Vadi de yer alan freskli kiliselerde (Sümbüllü, Yılanlı, Kokar, Ağaçaltı, Pürenliseki, Eğritaş, Kırkdamaltı, Bahattin Samanlığı gibi) İsa’nın Doğumu, Meryem’e Müjde, Ziyaret, Mısır’a Kaçış, Son Akşam Yemeği gibi sahneleri görmek mümkündür. Vadide yer alan Selime Kasabası ve Yaprakhisar Köyü’nde de önemli kiliseler bulunmaktadır. Selime Kalesi, Derviş Akın Kilisesi, Doğan Yuvası Kilisesi gibi. Ihlara Vadisi, Aksaray’ın yerli ve yabancı turist çeken en önemli doğal ve tarihi yerleşimidir.

    Kaynak: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

  • KAÇKAR - Kavrun Dağı Tırmanışı (3.932 m) & KAÇKAR DAĞ GEÇİŞİ

    TOPLANMA YERİ: ARTVİN - Yusufeli İlçesi, Yusufeli Öğretmen Evi ve Akşam Sanat Okulu
    TARİH ve SAAT: 09 Ağustos 2024, Cuma - 14.00
    SÜRE: 12 + 2 Gün (Ulaşım & Dönüş)
    BAŞLAMA : Yusufeli İlçesi / ARTVİN
    BİTİŞ……..:Ardeşen İlçesi / RİZE

    ETKİNLİK YOL UZUNLUĞU: 185 km

    ÖN BİLGİ: Hava koşulları izin verirse KAÇKAR – Kavrun Dağı Tırmanışı (3.932 m) gerçekleştirilecektir. Su kaynaklarına yakın yerlere kamp kurulacaktır.

    AÇIKLAMA: Kaçkar Dağı doruğu (Kavrun), 3.932 m'lik yükseltisi ile Türkiye'nin 4. yüksek dağıdır ve doruğu Artvin ili Yusufeli ilçe sınırları içindedir.

    UYARI: Kamp yüklü yürüyüştür. Kamp yüklerini kişiler kendileri taşıyacaktır. Başlama ve bitiş arasında araç kullanılmaz… Kamp ateşi yakmak yasaktır!

    Hazırlayan: Sadi YALGIN

  • KAPADOKYA PARKURLARI [KAMPLI - 10 Gün]

    Kapadokya, 60 milyon yıl önce Erciyes, Hasan Dağı ve Göllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkan bölgedir.

    Etimoloji
    Kapadokya adı en eski M.Ö. 6. yüzyılda Pers kaynaklarında görülür. Katpatuka olarak geçen bu adın kaynağı belirsizdir. Bazı uzmanlar Luvi dilinde "Alçak Ülke" anlamına geldiğini öne sürmüşlerdir. Ama daha sonraki araştırmalar "aşağı, aşağıda" anlamına gelen "katta" zarfının Hititçe olduğunu, Luvi karşılığının ise "zanta" olduğunu göstermektedir.

    Persçe "İyi Atlar Ülkesi" anlamına geldiği söylense de Fotoğraf Sanatçısı Ozan Sağdıç, 12 Eylül döneminde generallerin Kapadokya ismini Yunanca olduğu için yasaklayacaklarını öğrenince bu deyimi uydurduğunu açıklamıştır. Ayrıca Pers dilinde "iyi atlar ülkesi" anlamına gelen kelime "Huv-aspa" diye geçer.

    Tarihçe
    İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler'in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hristiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler, bölgeyi Roma İmparatorluğu'nun baskısından kaçan Hristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.

    Coğrafyacı Strabo, Roma İmparatoru Agustus döneminde yazılan ''Geographika'' (Coğrafya-Anadolu XII. XIII, XIV) adlı kitabında Kapadokya'nın sınırlarından da bahseder. Bu tarife göre Kapadokya, güneyde Toros Dağları, batıda Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Karadeniz' e kadar uzanmaktaydı. Günümüzde ise, Kapadokya olarak adlandırılan bölge, coğrafi oluşumlarının 250 km²lik bir alanda yoğunlaşmış, başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerine yayılmış bir bölgedir. En çok ziyaret edilen bölgeler ise; Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı ve Ihlara' dır.

    Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peri Bacaları'nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine evler, kiliseler ve manastırlar oymuş bunları fresklerle süsleyerek binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya'nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu'nun da önemli kavşaklarından biridir.

    MÖ 12. yüzyılda Hitit İmparatorluğu'nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ 6. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer.

    MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya'da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ 3. yüzyıl sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. MÖ 1. yüzyıl ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. MS 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma'nın bir eyaleti olur.

    MS 3. yüzyılda Kapadokya'ya Hristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.

    I. yüzyıl, daha sonra "Kapadokya'nın Babaları" olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon'un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklazm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklazm etkisinde kaldıysa da ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.

    Yine bu dönemlerde, Anadolu'nun Ermenistan'dan Kapadokya'ya kadar olan Hristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. 11. ve 12. yüzyıllarda Kapadokya Selçuklu Hanedanının eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya'yı terk ettiler.

    Jeolojik oluşumu
    60 milyon yıl önce 3. Jeolojik devirde Toroslar yükseldi. Kuzeydeki Anadolu Platosu'nun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçti. Erciyes, Hasan Dağı ve ikisinin arasında kalan Göllüdağ, bölgeye lavlar püskürttü. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Tüf tabakasının üzeri yer yer sert bazalttan oluşan ince bir lav tabakasıyla örtüldü. Bazalt çatlayıp parçalara ayrıldı. Yağmurlar çatlaklardan sızıp yumuşak tüfü aşındırmaya başladı. Isınan ve soğuyan hava ile rüzgârlar da oluşuma katıldı. Böylece sert bazalt kayasından şapkaları bulunan koniler oluştu. Bu değişik ve ilginç biçimli kayalara halk bir ad yakıştırdı: "Peri Bacası".

    Bazalt örtüsü olmayan tüf tabakları ise erozyonla vadilere dönüştü. İlginç şekilli oluştu. Daha sonraları insan eli, emeği ve duygusu işe koyuldu. Dokuz-on bin yıl öncesine ait yerleşimlerden ilk Hristiyanların kayalara oydukları kiliselere, büyük ve güvenli yer altı kentlerine kadar uzun bir dönemde büyük ana bir uygarlık yaratıldı.

    Turizm
    Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ-Zelve Anapınar Köyü belli başlı görülmesi gereken yerlerdir. Kayalara oyulmuş geleneksel Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü gösterirler. Bu evler 19. yüzyılda yamaçlara ya kayalardan ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanıklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür.

    Kaynak: Vikipedi, Özgür Ansiklopedi

  • KARABURUN PARKURLARI [KAMPLI - 15 Gün]

    TOPLANMA YERİ: İZMİR / Otogar
    TARİH ve SAAT  : 06 Şubat 2025, Perşembe – 09:00
    SÜRE                  : 15 + 2 Gün (Ulaşım & Dönüş)
    BAŞLAMA          : Alaçatı (Çeşme İlçesi) / İZMİR
    BİTİŞ                   : İçmeler (Urla İlçesi) / İZMİR

    KARABURUN PARKURLARI

    Alaçatı – Germiyan (16 km)
    Germiyan – Ildırı (Erythrai) (10 km)
    Ildırı (Erythrai) – Gerence (İltur) (8 km)
    Barbaros – Balıklıova (17 km)
    Barbaros – İçmeler (16,5 km)
    Balıklıova – Eski Mordoğan (18 km)
    Eski Mordoğan – Eğlenhoca – İnecik – Kösedere (13 km)
    Kösedere – Amberseki – Saip – Karaburun (14,5 km)
    Karaburun – Tepeboz – Yeniliman (14 km)
    Yeniliman – Hamzabükü – Sarpıncık (10,5 km)
    Sarpıncık – Badembükü (16 km)
    Badembükü – Denizgiren (11 km
    Denizgiren – Karareis (14,5 km)
    Tepeboz – Uzundere – Yaylaköy (18,5 km)
    Yukarı Ovacık – Kösedere (13 km)
    Karareis – Yukarı Ovacık – Aşağı Ovacık (19,5 km)
    Yukarı Ovacık – Köypınarı – Gerence (İltur) (14 km)

    PARKUR UZUNLUĞU: 244 km

    AÇIKLAMA:
    Karaburun Yarımadası’nda tarih ve doğa temalı yürüyüş rotasıdır.

    UYARI:
    Kamp yüklü yürüyüştür. Kamp yüklerini kişiler kendileri taşıyacaktır. Başlama ve bitiş arasında araç kullanılmaz… Kamp ateşi yakmak yasaktır!

    Hazırlayan: Sadi YALGIN
    Kaynak: İzmir Büyükşehir Belediyesi (Web Sitesi) (http://rota.yarimadaizmir.com/tr/Rotalar/1/1)

  • Karakeçili Yörükleri

    Karakeçili Yörükleri [III. ANA GÖÇ YOLU]


    GÖÇ YOLU - DENİZLİ (Bekilli) & UŞAK (Banaz)

     



    358.2 km, 05:21:45

     

    GALERİ - Karakeçili Yörükleri

  • Karakoyunlu Yörükleri

    Karakoyunlu Yörükleri [II. ANA GÖÇ YOLU]


    GÖÇ YOLU - ANTALYA (Serik) & ISPARTA (Aksu)

     



    908.8 km, 05:51:31

     

    GALERİ - Karakoyunlu Yörükleri

  • KEMERKAYA [Asar Belen - Koç Kaya - Yedi Kapı Kaya Yerleşimi]

    BÖLGE: Yedi Kapı Kaya Yerleşimi (AFYONKARAHİSAR, Bolvadin İlçesi – Kemerkaya Beldesi)
    ETKİNLİK DERECESİ: Kolay
    ROTA: Tek Yönlü Rota

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProIdac828b3b0c

    ROTANIN AÇIKLAMASI:
    Yükselti: 1.635 m
    Başlanılan Yükselti: 1.215 m (Kemerkaya)
    Mola Yeri Yükseltisi: 1.430 m (Koç Kaya)
    Hedeflenen zaman: 5 saat
    Toplam Yol Uzunluğu: 14,5 km
    HAVA TAHMİNİ: Hava; Gündüz 08.00/Akşam 17.00 Sabah "---" / Öğleden Sonra "---", -- / -- C Derece - Rüzgar __ - __ km/h
    İLKYARDIM MLZ.: İlkyardım Çantası
    SU ve TUVALET: 1 (bir) litre SU ve 1/2 (yarım) litre SICAK SU almalısınız.
    TEKNİK MALZEME: GPS, Dağ Değnekleri (Baton)
    HABERLEŞME: Cep Telefonları, El Telsizi

    KEMERKAYA YÜRÜYÜŞ PARKURLARI
    Kemerkaya - Asar Belen (5,96 km) Yükselti: (1.635 m) - Koç Kaya (9,6 km) Yükselti (1,430 m) - Yedi Kapı Kaya Yerleşimi (Roma Askeri Garnizonu)

    ALAN HAKKINDA
    Afyonkarahisar İli Bolvadin İlçesi’ne bağlı Kemerkaya Belde sınırları içerisinde “Frig Kalıntıları” ile Frigler’den sonra Roma döneminin izlerini bulabilirsiniz. Ayrıca Yapraklı Köyü’nün 3 km doğusunda “Yorgo İncil Mağarası” bulunmaktadır. Alan eşsiz havası ve dinlendiren doğası ile görülmeye değerdir.
    Yeni duyurusu yapılan ve alt yapı çalışmaları süren “Yedi Kapı Tabiat Parkı”da Kemerkaya Belde sınırları içerisindedir.
    Doğa, tarihi ve kültürel varlıkları buluşturan yürüyüş parkurları tarafımca belirlenmiştir. İz kayıtları çıkarıldı ve taslak harita oluşturuldu. Kaynak yaratılması durumunda doğa ile bütünleşen kültür rotasının alt yapısı tamamlanabilir. İşaretleme, yön ve bilgi levhaları yalnızca “Yedi Kapı Tabiat Parkı” sınırları içerisinde yer alacaktır.
    Kemerkaya’nın doğa, tarih ve kültürünü içerisine alan rotalarda yürümek isterseniz, yerel rehber Murat Uğur’u arayabilirsiniz. Kendisi kır bekçisidir. Kişisel bilgileri yazılıdır.

    Yerel Rehber: Murat UĞUR [Kemerkaya Kır Bekçisi]
    İletişim………: 0 (536) 279 13 34

    TEŞEKKÜR

    Alan çalışması için desteğini esirgemeyen Kemerkaya Muhtarı Sayın Osman ÖDEMİŞ’e ve alanın tanıtımı ile iz kayıtlarının planlı bir biçimde kültürel değerlerle buluşturulmasında yol arkadaşlığı yapan kır bekçisi Sayın Murat UĞUR’a teşekkür ederim.
    Keyifli yürüyüşler…

  • KÜÇÜK FRİGYA [Mesatimolos - Kaya Mezarları - Kale]

    BÖLGE: Küçük Frigya (UŞAK, Eşme İlçesi – Aydınlı Beldesi, Camili Mevki)
    ETKİNLİK DERECESİ: Orta Zorlukta
    ROTA: Döngü (Halka) Rota

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProIdf0a745e69c

    ROTANIN AÇIKLAMASI:
    Yükselti: 770 m
    Başlanılan Yükselti: 718 m (Çeşme)
    Mola Yeri Yükseltisi: 710 m
    Hedeflenen zaman: 6 saat
    Toplam Yol Uzunluğu: 15 km
    HAVA TAHMİNİ: Hava; Gündüz 08.00/Akşam 17.00 Sabah "---" / Öğleden Sonra "---", -- / -- C Derece - Rüzgar __ - __ km/h
    İLKYARDIM MLZ.: İlkyardım Çantası
    SU ve TUVALET: 1 (bir) litre SU ve 1/2 (yarım) litre SICAK SU almalısınız.
    TEKNİK MALZEME: GPS, Dağ Değnekleri (Baton)
    HABERLEŞME: Cep Telefonları, El Telsizi

  • KÜRE DAĞLARI - Atatürk ve İstiklal Yolu [95 km]

    KÜRE DAĞLARI - Atatürk ve İstiklal Yolu [95 km]

    TOPLANMA YERİ: KASTAMONU – İnebolu İlçesi
    TARİH ve SAAT: 30 Ocak 2019 – 14:00 [Uşak – İnebolu İlçesi (Kastamonu)’ne ULAŞIM]
    SÜRE: 4 Gün
    TARİH: 31 Ocak 2019 – 08:00 (Başlama) & 03 Şubat 2019 (Bitiş)

    Katıştırılmış resim galerisini şu adresten çevrimiçi olarak görüntüleyin::
    https://yolaski.net/component/tags/tag/backpacking#sigProId72a9686e69

    KÜRE DAĞLARI [KAMPLI – 4 Gün]

    İnebolu – Yukarı Çaylı (9 km)
    Yukarı Çaylı – Çulha Doruğu (11 km)
    Çulha Doruğu – Yusuf Mahallesi (6 km)
    Yusuf Mahallesi – Küre [Patika-2] (8 km)
    Küre – Ecevit Han (7 km)
    Ecevit Han – Ödemiş (13 km)
    Ödemiş – Seydiler (9 km)
    Seydiler – Halife Köprüsü (16 km)
    Halife Köprüsü – Kastamonu (16 km)

    YOL UZUNLUĞU: 95 km

    Hazırlayan: Sadi YALGIN